pregnancy calendar

22 Eylül 2011 Perşembe

Özledim Seni!

Tatlım!!! Ne zamandır yazamıyorum sana,çünkü evde kalan son bilgisayarın da monitörü rahmetlik oldu. Şu an anlayamadığım bir sebepten ötürü bas bas bağrınan Zeytin'e kızmakla meşgulüm!! Bu aralar öyle yaramaz, öyle çekilmez oldu ki... Kendisiyle konuşarak susturdum. Sen pis kız oluyorsun,yapma minnoşum,cici kız ol...diye anlattım kendisine. Duruldu neyse.

Ahh minnoşum... Nasıl özlüyorum seni. Kokunu içime çekeceğim gün bir türlü gelmiyor :) Cumartesi günü seni yine göreceğiz hayırlısıyla. 2gün kaldı yani. Yarın da ananenlere gitmeyi düşünüyorum. İremnur (kuzenin) ve annesi de oradaymış. Gidip onu seveyim bari biraz. Körelteyim nefsimi değil mi?

Bu haftasonu gerçekten çok yoğun geçecek. Cumartesi günü Seval ve Nilüfer teyzelerin bize gelecek. Pazar günü de ananenlerle pikniğe gideceğiz. Valla aslında şu piknik olayı hiç içimden gelmiyor, ne yalan söyleyeyim... Babişkon tam bir mangal hastası ve taşındığımız sitede mangal yakmak yasak. Dolayısıyla pikniği o çok istiyordu. Ben de onun gönlü olsun diye ayarlamaya çalıştım. Ama o gün yaklaştıkça herkes kıvırmaya başladı. Öff yani... Baban yorgunluktan bahsediyor -sanki ben istedim pikniği,ben zaten pikniği sevmem be- Ananenin evinde kombi inşaatı var, hala bitmedi. Ayarlanacak arabanın durumu hala belirsiz. Amannn neyse cicimmm anlattıkça sinirleniyorum. Bi şey olsa da gidemesek hohhhohoh

Bulantılarım artık kusmaya çevirdi sanırım. Geçen gece baya bir kustum. Fenalaştım. Gerçek bir ağlama krizi geçirdim. Babanla ancak 2:30da uyuduk. Ertesi akşam babişkon saat 7:30da yatağına girdi uyumak için. Ama ancak saat 9:30da uyuyabildi. Çünkü izlediğimiz bir dizi vardı ve yine onu kaçırmak istemedi. (dizinin adı Kuzey-Güney bu arada. Belki merak etmişsindir.) Kendime çay demledim, demliğimi yanı başıma aldım. Pötibörümü de aldımmmm. Ooohhh miss gibi bir dizi keyfi yaptım. Arada dayanamayıp bisküviden isteten babişkonla Zeytoşu da besledim :)

Gece inanılmaz bir yağmur vardı. Ben gök gürültüsünden çok korkuyorum. Akşam aralıksız sert gök gürültüleri vardı. Mersin'de daha beterdi gürültüleri, çünkü çok sık yıldırım düşerdi oraya, genellikle de denize. Öyle zamanlarda inanılmaz bir gürültü çıkar ve çok parlak bir ışık patlaması olurdu. Tabi anneciğin korkudan tir tir titreyip babişkonun kucağına hatta kolayını bulsa midesine kadar girerdi. Buradan çıkaracağın ders: gök gürültüsü olunca babişkonun koynuna sığınıyoruz.

Neyse tontişim!! Bugünlük bu kadar benden. Telefondan yazdım bu seferkini ve parmaklarım tutuldu artık minicik tuşlara basmaktan :) Telefonumun markası da Nokia E72 bu arada. Belki görmek istersin dedim :)

Not: Liseye geçene kadar sana cep telefonu yok, haberin olsun tatlım. Mucux!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder