pregnancy calendar

6 Eylül 2011 Salı

Klasik Cümleler ve Başlangıç

Sevgili bebeğim,

Seni ilk öğrendiğim andan itibaren, sana yazmayı çok istedim. Ama bir türlü uygun ortamı bulamadım :) Ortamdan kastım önce defter tutmayı düşündüm. Ama bir türlü aradığım gibi bir defter bulamadım. Sonra albüm aradım, yine başarısız oldum. Ben de en bildiğim yöntemle sana yazmaya karar verdim : blog aracılığıyla.

Bu blogu bugün yayınlamayacağım. Henüz seni herkesle tanıştırmak için çok erken çünkü. Sen birazcık daha büyüdüğünde okuyuculara açacağım burayı. O güne kadar yazılarımı da birikmiş olur.

Anne olmak nasıl bir his henüz anladığımı sanmıyorum. Çünkü henüz senin varlığını, hareketlerini hissetmiyorum. Ama ağzımda iğrenç bir tat var. Yediğimi hiçbir şeyden zevk almıyorum - ki yemek yemeyi de yapmayı sevdiğim kadar çok severim - Tatlıdan tiksindim - ki tatlıyı yemeyi ve yapmayı yemek yemekten ve yapmaktan daha da fazla severim!! - Sürekli uykum var, yataktan çıkmak istemiyorum. Hep bir miskinlik hali üzerimde. Bilemiyorum, belki bu kısmın seninle bir ilgisi yoktur :) Çok çabuk yoruluyorum. Zaten şişman hamile kaldım -75kg- ve daha da şişmanlamaktan, hatta obez olmaktan çok korkuyorum. Yeni taşındığımız evimizin bahçesinde kocaman bir havuz var ve ben giremiyorum. Büyüdüğünde ve ben sana bir şey için izin vermediğimde veya istediğin bir şeyi yapmadığımda bu fedakarlıklarımı hatırlamanı bekliyorum yavrucuğum!!

Baban seni öğrendiğinde sigarayı bırakacağına söz vermişti ama bırakmak bir yana daha bile arttırdığı söylenebilir. Belki de baba olmanın verdiği kaygıyı, omuzlarına binen yükü böyle atıp rahatlıyordur canım benim... Ona da bu konuda fazla yüklenmeyeyim diyorum ama sağlığını kaybetmesinden, genç yaşında hasta olmasından ve erkenden bizi bırakıp gitmesinden çok korkuyorum. Bir de çenemi tutamıyorum, sen de göreceksin ki gayet büyük bir ağzım ve hiç durmayan bir çenem var. Aramızda seni en çok isteyen baban oldu. Tam 1,5 yıl boyunca beni yedi, bitirdi. O yüzden sana daha çok baban bakacak tatlım; geceleri onu uyandır, parkta veya havuzda/denizde yeni bir hareket öğrenip bunu göstermek istediğinde "anneaa,anneeaa!!" diye değil de "babağğğ!!" diye haykır rica ediyorum. Annenizi kitabıyla, meyve kokteyliyle şezlongunda biraz rahat bırakın olur mu?

Baban son zamanlarda "erkek evlat" takıntısı yaşıyor. Bunun sebebi elinin altında her daim Fenerbahçe maçlarına gidecek birinin olması olabilir :P Ama henüz senin nasıl manyak bir Galatasaraylı olacağından haberi yok. Cinsiyet önemsiz diyorum yani ;) Belki de bizim baskılarımıza dayanamayıp inadımıza Beşiktaşlı olursun. Bu da bir seçenek. Hatta belki Trabzonspor ya da yeni yıldızı yükselen Bursaspor... Ne sporlu olursan ol, cinsiyetin ne olursa olsun; biz seni çok seviyoruz. Ama Galatasaraylı olursan anne bonuslarından faydalanman mümkün :)))

Hep içimdesin biliyorum ama, bazen seni çok özlüyorum. Kucağıma almak, koklamak, öpmek istiyorum. O minicik burnunu, tesbih boncuğu gibi ayak parmaklarını tekrar tekrar sevmek istiyorum. Bana bakıp ilk gülücüklerini attığını görmeyi, ilk kelimelerini duymayı istiyorum. - ilk kelimelerinle ilgili babanla iddiaya gireceğimizden emin olabilirsin!! "anne" dersen ergenlik dönemin daha kolay geçer, bunu bil!- Bana anne deme, hep anneciğim de olmaz mı? Beni o kadar sev ki, içinden hep anneciğim demek gelsin. Ben seni hep bebeğim diye seveceğim.

Bi de müjdem var sana. Bir çok çocuğun günlerce ağlayıp zırladığı, aylarca yalvardığı halde elde edemediği bir şeye  sen en başından sahipsin tatlım : bir KÖPEK! Seni sabırsızlıkla bekleyen bir tek baban ve ben değiliz, bir de dünyalar tatlısı, yaramaz bir terrier olan Zeytin var. Bu dünyadaki en iyi, en gerçek dostun belki de o olacak. Şimdiden söyleyeyim havlaması çok sinir bozucu. Ama suratı öyle şeker ki, ifadeleri öyle şirin ki her şeyi unutturuyor bu.

Bugünlük bu kadar tatlım. Elimden geldiğince sık yazacağım. Büyüdüğünde bunları okuma şansın olmasını çok ama çok isterim bebeğim.

Annişko öper!!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder