pregnancy calendar

26 Eylül 2011 Pazartesi

Canım!!!

Canım yavrum!

Bugün tekrar sana yazabiliyor olmamı babişkoya borçluyuz. Çünkü gidip bize yepyeni bir monitör aldı :) Yuppiii! Yoğun ve güzel bir hafta sonundan sonra yorgun bir beden, birikmiş bulaşıklar, kirli bir evle karşındayım bebeğim. Şimdi sana bu güzel hafta sonunu anlatmaya başlıyorum.

İlk olarak cuma günü kuzenin İremnur'u görmek için ananenin evine gidişimle başlayalım. Ananen de izin aldı bizi görmek için ve güzel bir öğleden sonrası geçirdik kız-kıza :) İremnur çoookk ama çok tatlı oluyor her geçen gün. Ona baktıkça sen bir an önce gel istiyorum. Seni kucaklamak, koklamak isteğimi bastırmak gün geçtikçe zorlaşıyor. Neyse, orada güzel, büyük birer ızgara çupra getirttik eve ve afiyetle yedik. Balığı sen de benim kadar çok seviyorsun biliyorum. Yerken nasıl mutlu olduğunu hissettim çünkü. Güzel sohbetler falan yaptıktan sonra zaman su gibi akıp geçtiği için annenin eve dönme vakti gelmişti. Dönüş yolu tam bir ızdıraptı tatlım. Metrobüse gelene kadar her şey çok kolaydı. Metro falan boştu hatta. Ama metrobüs korku filmi gibiydi. Durakta yüzlerce insan vardı. Duraktaki insanları aşıp bir şekilde kapıya ulaşsan bile metrobüslerin içi sardalya kutusu gibi sıkış tıkıştı. Ama yılların İstanbullusu annen, usta kol ve dirsek darbeleriyle boş bir metrobüste rahat bir koltuk bulup oturdu. Seni korumak için ne gerekiyorsa yaparım canım benim! 3 saatlik uzun bir yolculuğun ardından, normalde en fazla 45 dk.da gidilebilecek mesafeyi alıp evime vardım.

Cumartesi sabahı baban da ben de büyük bir heyecanla uyandık. Çünkü o gün seni görecektik. Hazırlanıp hemen doktorumuza gittik. Orada birazcık sıra vardı, biz de beklerken başka bebeklerin doğum fotoğraflarına baktık. Senin de olacak öyle tatlı fotoğrafların :) Doktorumuzu görmeye geldiğinde sıra kalbim küt küt atmaya başladı. Çünkü seni en çok minicik bir noktayken görmüştüm :) Şimdi yüzünü, ellerini, gövdeni görebilecektim. Doktorumuz senin şu an 15 haftalık olduğunu söyledi :) Kocaman olmuşsun yani görüşmeyeli. Sonra beni ultrason için hazırladılar ve büyük an geldi. Sen karşımızdaydın. Öyle afacansın ki, normal bir şekilde oturmak yerine amuda kalkmış bir şekilde duruyordun karnımda :) başın aşağıda, popon havada dikili :) Ağzınla sakız çiğner gibi hareketler yapıyordun. Sanki vıdı vıdı konuşuyordun annen gibi :) Kollarını bacaklarını oynatıyordun, bacaklarını karnına çekiyordun. Ellerini yüzüne götürüyordun. İnanılmaz bir görüntüydü. Tam olarak göstermedin ama doktor ablan senin bir erkek çocuğu olabileceğini söyledi :) O şekilde yatan da afacan bir erkek çocuğundan başkası olamaz diye düşündük babanla biz de :) Yani sanırım sen benim tatlı, akıllı minik oğlumsun :)

Cumartesi akşamı Bursa'dan Seval ablan ve Evren abin geldi. Burdan da Nilüfer ablanla Emin abini çağırdık. Güzel bir akşam yemeği yedik. Sonra beyler balkonda biralarını içerlerken biz de içeride kahve içip fal kapattık. Çakal ablaların gene benim falıma bakmadılar, unuttum sanıyorlar :))) Zeytin geçen geldiklerinde Nilüfer ablanlara yapmadığını bırakmamıştı, bu sefer bayıldı onlara. Bir samimiyet, bir yılışma :) Uff bak aklıma geldi, Zeytin'i hala çıkarmadım pöffff Sen bir an önce büyü de şu işi sana devredelim tatlımmm!!! Güzel bir akşamdan sonra Nilüşler evlerine dönerlerken Sevaller bizde kaldılar.

Pazar sabahı ananenler de geldi ve büyük, güzel bir kahvaltı ettik. Babişkon gidip çiğ köfte almış dışarıdan, sabah onu yedi beyler. Börkkk!! Normalde de sevmem zaten bu şeyi. Sofrayı toplayıp pikniğe gitmek için iki araba yola çıktık. Çatalca'ya gittik. Hava serinlemişti. Hırkalarımıza sarınıp oturduk. Annişko üşüdü hatta biraz. Piknik alanına vardığımızda köfteleri evde unuttuğum aklıma geldi, çok üzüldüm. Beyler hemen köy kasabından kıyma alıp geldiler. Ama kıyma acayip yağsızdı, diyet köfteydi resmen. Pek güzel değildi. Yani benim aldığım köfteler daha güzeldi. Sonra kuşbaşı şişlerimizi pişirdi babişin. Arkasından da kanat. Ama biz Seval ile pek yiyemedik. Çünkü çoookkk doymuştuk :) Sonra top oynadık. Zeytin topla çok güzel oynadı. Tam bir nöbetçi golcü edasıyla kaçan hiç bir topun peşini bırakmadı, inanılmaz paslar attı :))) Günün sonunda yorgun argın evlere dağıldık. Bu sabah da Seval ablanları uğurladım. Şimdi darmadağın bir ev beni bekliyor temizlik için :((

Öptüm tatlım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder