pregnancy calendar

7 Ekim 2011 Cuma

Evet, Zeytin Var Bu Evde ☺

Bu yazımda evcil hayvanlar ve bebeklerle ilgili konuşmak istiyorum. Bizim yaklaşık 2 yıl önce aldığımız çok tatlı ve afacan bir köpeğimiz var. Adı Zeytin. Çocukluğumda da tıpkı Zeytin'e benzeyen hatta ondan daha akıllı, uslu, Boncuk adında bir köpeğim vardı. Fakat İstanbul'a taşınmamız sebebiyle sivri zekalı ailem köpeğimi, beni ağlata zırlata bir başkasına vermişler; o alan gerizekalı da zerre özen göstermeyip köpeği olmayacak bir yerde dışarıda bıraktığı için büyük köpekler tarafından parçalanıp öldürülmüştü. Yıllarca acısını içimde hissettim. Ölen sizler için bir hayvandı belki ama benim için en iyi dostum, hatta -o zamanlar tek çocuktum- tek kardeşimdi diyebilirim. Bu olaydan yıllar sonra bile hatırlayıp sinir krizleri geçirerek ağladığımı bilirim. Annemin ve babamın boş ve anlamsız teselli sözleri hiçbir zaman yetmedi.

Aşkımınsa hep bir hayvan özlemi olmuş çocukluğunda. Çünkü onun da babası istememiş evcil hayvan almasını. Hak veriyorum, herkes evinde hayvan bakmak zorunda değil. Bakamayacğını bilip bir hayvan almamak hatta iyi ve doğru bir karar bence. Dolayısıyla evine hayvan almayanlara kızmıyorum, aksine bu konudaki yetersizliklerini kabul edip, masum bir canın günahına girmedikleri için gerçekten tebrik ediyorum. Hayvanı alıp sıkılınca, hamileliğini, bebeğini, gezdirmenin zorluğunu, cartını curtunu bahane edip sokağa atan, başkasına veren insanları da ciddi şekilde kınıyorum.

Buraya kadar söz ettiklerimizden de anlayacağınız gibi, ikimizin içinde de hayvan sevgisi ve özlemi vardı. Bu yüzden uygun zamanın geldiğini düşündüğümüzde bir köpek adlık. Bizimle tanıştığında Zeytin, minnacık, kapkara, 2,5kg gelen küçük bir kızdı. Yürürken poposu yana doğru kayardı :) İlk günden itibaren hep kucağıma kıvrılıp uyudu. Babişkosunun koynuna girip beraber tv izlediler. Tuvalet eğitimi zorlu bir süreçti ama başarılı olduk. Arada kazalar olsa da hiçbir zaman ondan ayrılmayı düşünmedik. Çünkü o ailemizin bir parçası oldu. Yaptığı gariplikler, bazen ona "hayır" dediğimizde değişik sesler çıkararak bize cevap vermesi, ağladığımda gelip beni yalayıp kendini zorla okşatarak bana destek olmaya çalışması, suç işlediğinde en çok sandalyeli masanın altına saklanması, kanepelerin arkasındaki boşluğu ini gibi kullanması... Daha sayamayacağım bir sürü şeyden neden ve nasıl vazgeçebilirdik ki?

Ama işte hamile kalmamla beraber, köpeği zaten sevmeyen, şaka yollu veya direkt olarak köpekten kurtulmamı söyleyen insanların sesi daha gür çıkmaya başladı. Hayır, kalp kırmak da istemiyorum. Gerçekten sinirlendiğimi belli etmeye çalışıyorum, anlatamıyorum. Biz - eşim ve ben- üniversite mezunu insanlarız. İnterneti etkili kullanmayı biliyoruz. Düzenli olarak gördüğümüz bir veteriner, bir kadın doğum uzmanımız var. Bu konuları paylaşıp her türlü riskini araştırıp öğreniyoruz. Neden kendi canımızdan, kanımızdan olan; yıllarca özlediğimiz, en kıymetlimiz yavrumuzu riske atacak bir şey yapalım ki? Ya sevdiklerimiz bizi bunu düşünemeyecek kadar aptal sanıyor ya da kendileri hiç bir şey bilmemenin verdiği cesaretle atıp tutuyorlar...

Sonuç olarak, veterinerimiz ve doktorumuzun da onayladığı üzere; bahsi geçen hastalığın bize bulaşması için köpeğimizin dışkısını elleyip, ellerimizi yıkamadan yemek yememiz gerekiyor. Yani dışkı-ağız yoluyla bulaşıyor. Bu hastalığın köpeklerden bulaşma riski, doğru yıkamadan yediğiniz bir yeşillikten bulaşma riskinden çok çok düşük... Evinde köpek beslemediğiniz halde, eğer yeşillik yiyorsanız siz bile hastalığı kapabilirsiniz...

Bu konuda yıllardır bebekleri ve köpeğiyle beraber yaşamış ve bu deneyimlerini paylaşmış bir annenin blogunu okumanızı da tavsiye ederim.

http://blogcuanne.com/2010/01/13/bebek-ve-kopek-ayni-evde-olur-mu/
http://blogcuanne.com/2010/07/01/bebek-ve-kopek-bolum-ii/


Ve lütfen artık, benim size "evine köpek alsanaaaaağğğ!!!" diye ısrar etmediğim gibi, siz de bana "şu köpeği evden atsana" diye ısrar etmeyin. Şehzade anası olunca hepinizi köle ettirmeyin bana...

Öptüm :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder